Beni bende demen ben bende değilem...
MHP TV'de en çok izlenenler...
Ekşili yemek sevmeyenleri ‘ittifak’la suçlamak!...
Adınız Soyadınız :
E-Mail Adresiniz
Ülkücü Siteler - Medya Linleri - Gazeteler - Televizyonlar - Faydali Bilgiler - Dökümanlar - Din ve Ahlak - Bagbug - Atatürk - Türk Konsolosluk Islemleri - Yabancilar Yasasi - Federal Almanya Kanunlari - Almanya Hakkinda Bilgiler - Hac Organizasyonu - Cenaze Nakli Yardimlasma Fonu Sitede 51 kişi var
Arşiv'de Ara
SERVİSLER
: Favorilere Ekle
SİTENİZE EKLEYİN
: Siteniz İçin Haber
: Siteniz İçin Müzik
: Siteniz İçin Bilgi
REKLAM
TURKFED 2008 ®
Basından Seçmeler
E-Listemize Üye Olun
z Haber Başlık : Faydalı Bilgiler - Dökümanlar - Din ve Ahlak - Bağbuğ - Atatürk - Türk Konsolosluk İşlemleri - Yabancılar Yasası - Federal Almanya Kanunları - Almanya Hakkında Bilgiler - Hac Organizasyonu - Cenaze Nakli Yardımlaşma Fonu - Türk Müziği
Çok Okunanlar
: 32 Secde..
: [ Fil Suresi ]..
: 98 Beyyine..
: Federal Eyaletler..
: 62 Cuma..
: TÜRKMENİSTAN..
: 93 Duha..
: 90 Beled..
: HİCRETİN ONUNCU YILI ..
: 25 Furkan..
: HAC VE UMRE ORGANİZAS..
: 47 Muhammed..
: 65 Talak..
: AB KOMİSYON RAPORU 20..
: Osmanlı Kronoloji..
Bunları Biliyormusunuz ?
ATATÜRK'ÜN SÖZLERİ..
NAMAZ DUA VE SÛRELERİ..
BAŞBUĞ'UN FOTOĞRAFLAR..
ATATÜRK RESİMLERİ..
ATATÜRK'ÜN HAYATI..
BAŞBUĞ'UN VEFATI..
ALMANYA'YA ÇALIŞMA AM..
HZ.MUHAMMED (S.A.V)'İ..
ALMANYA İÇİN VİZE İŞL..
BAŞBUĞ'UN HAYATI..
ATATÜRK ve BOZKURT ..
GENEL BİLGİLER..
EN BÜYÜK TÜRK MİLLİYE..
TÜRKÇE KURAN-I KERİM ..
BAŞBUĞ'UN MİLLİYETÇİL..
YAZDIR YORUM TAVSİYE ET
Okunma :6660

Yazı Büyült {+} - Yazı Küçült {-}




Alparslan Türkeş'in Sürgündeki Faaliyetleri


13 Kasım günü evinde gözaltına alınan Alparslan Türkeş de Hindistan'ın başkenti Yeni Delhi'ye sürgüne gönderilmişti. Türkeş sürgüne gönderilişi hakkında hatıratında şu bilgileri vermektedir; "Ailece Esenboğa'dan gece saat 23'te hareket ettik.Ertesi sabah, mahallî saatle 6.30'da Yeni Delhi Havaalanı'na indik. Tarih, 20 Kasım 1960'ı gösteriyordu. Hindistan çok sıcaktı. Böyle bir havayla karşılaşacağımızı hiç tahmin etmiyorduk".

Alparslan Türkeş kısa zamanda Hindistan'a uyum sağladı. Türkiye Büyükelçiliğinde müşavir olarak göreve başladı. Yabancı diplomatlarla kısa zamanda kaynaştı. Ayrıca tasfiye hareketi ile dünyanın dört yanına dağılan arkadaşları ile temasa geçti. Sürgündeki 13 arkadaşı ile mektuplaşmaya başladı. Arkadaşlarıyla haberleşmesi kontrol altında tutulmasına rağmen yazdığı mektupları Beyrut'ta bulunan MİT görevlisi bir tanıdığı vasıtasıyla Türkiye'ye ulaştırabiliyordu. Ayrıca Yunanistan, Kıbrıs, İtalya ve Almanya üzerinden Türkiye ile yazışma yapabiliyor ve bu sayede Türkiye'de olup bitenleri vakit kaybetmeden öğrenebiliyor ve ona göre tavır alabiliyordu. Sahip olduğu bu konumunu iyi değerlendiren Türkeş, bu sayede çok uzaklarda olmalarına rağmen 14'leri aynı hedeflere yönelterek uzun süre ayakta tutmaya çalışmıştır.

13 Kasım tasfiyesinde 14'ler grubunun ortadan kaldırılması dahi düşünülmüştü. Ancak grubun ordu içindeki kuvveti ve taraftar kitlesinin fazlalığı 13 Kasımcıları bu düşüncelerinden vazgeçirmişti. Sonuçta 14'lerin sürgüne gönderilmeleri en iyi çıkış yolu veya ceza olarak görülmüş ancak yurt dışında olmalarına rağmen Alparslan Türkeş ve arkadaşları daima potansiyel bir tehlike olarak kabul edilmiştir. Bu tehlikeyi bertaraf etmek ve grubun dağılmasını sağlamak amacıyla çeşitli entrikalara girişilmiş, 14'ler birbirleri aleyhine kışkırtılmaya çalışılmıştır.



13 Kasımdan sonra Türkiye'de basın, siyasî partiler ve MBK'nin müşterek hedefi 14'leri parçalamak şeklinde tezahür etmiştir. 13 Kasımcıların bu tür manevralarının 14'ler üzerinde kısmen etkili olduğunu söylemek mümkündür.

Türkeş'in Hindistan'da bulunduğu süre içinde arkadaşları ile yaptığı mektuplaşmalar incelendiğinde; sürgünden hemen sonra çeşitli dedikodu ve yalanlarla zedelenmiş olan 14'ler grubunun ilişkilerini düzeltmeye çalıştığı görülmektedir. Alparslan Türkeş yeni yıl münasebetiyle 1962 yılında arkadaşlarına yazdığı mektupta 14'leri "Türklüğün ümit dünyasını aydınlatan me'şale" olarak değerlendirmesi bunun en önemli kanıtıdır.

Türkeş, 14'ler arasındaki birliği sağlayabilmek amacıyla bazı prensipleri tespit ederek grubun bu ilkelere uymasına gayret sarf etmiştir. Türkeş'in Hindistan'da iken tespit ettiği prensipler şunlardır;

a) 14'ler birbirlerine karşı körü körüne itimat ve güven beslerler.

b) Birbirleri hakkında duydukları haberleri, her şeyden önce ilgili arkadaşlarına bildirerek kendilerini aydınlatmasını isterler ve ondan sonra bu gibi haberler üzerinde mütalâa yürütürler.

c) 1 Ocak 1962 tarihinden önce, 14'ler arasında geçen sözler, münakaşalar ve işitilmiş olan dedikodular unutulmuş olup, bir daha arkadaşlar arasında bunlar üzerinde konuşma ve yazışma yapılmaz.

ç) 14'lere dahil bulunan kimseler, çok şerefli ve faziletli kimseler olup, onların gereksiz bir hareket yapacağı kabul edilmez ve düşünülmez.

d) İnsan olarak, herkesin tabiatı ve itiyatları diğerlerinden farklıdır. Bize kusurlu görünen taraflarını da hoş görerek arkadaşlarımızı bağrımıza basarız.

e) 14'lerden olmayan kimselere, kendi arkadaşlarımızdan herhangi biri aleyhinde söz söylenmez, tenkit yapılmaz.

Alparslan Türkeş, Türkiye'de yıllardan beri gayrimeşru servetler elde etmiş ve büyük bir imkân sağlamış ayrıca basın kudretini kontrolleri altına almış olan mütegallibelere karşı sadece 14'leri önemli bir güç olarak görüyordu. Bu yüzden Türkiye'nin menfaatleri açısından 14'lerin dağılmaması için azamî gayret sarf etmiştir. Bu sebeple de daha Hindistan'da iken Türkiye'ye dönüşü sonrasında nelerin yapılması gerektiğini düşünen ve bu hususta plânlar yapmış ve 27 Mayıs Hareketi ile gerçekleştiremediği "sosyal reform politikası"nı bu defa 14'ler vasıtasıyla tatbik etmeyi düşünmüştür.

Türkeş ve arkadaşları için Türkiye'deki en büyük engel daima CHP ve basın olmuştur. Türkeş bu konuda şunları söylemektedir; "CHP ve Ahmet Emin'le Falih Rıfkı'nın başında bulundukları basın çetesi, bizim barışmaz düşmanlarımızdır. İhtilâlden sonra ben bunları teskin ve tatmin için kendilerine birçok defalar izahat ve teminat verdim. Dostluk gösterdim, menfaatler sağladım.

Fakat onlar düşmanlıklarından vazgeçmediler. Çünkü, bizim yapmak istediğimiz sosyal reformlar, onların menfaatlerine uygun düşmemektedir. Düne kadar bizleri, diktatörlük heveslisi, faşist veya komünist hayranı diye itham ederek kendilerini demokrasi ve hürriyetin koruyucusu ilân eden bu adamlar, bu defa "Devletçi Sosyalizm" taraftarı olduklarını ilân ediyorlar. Şu hâlde samimî olmadıkları aşikâr bulunan bu sürüye, "bizim fikirlerimizi taşıyorlar" diye güvenmeye ve onlara dayanmaya kalkmak imkânsızdır".

Alparslan Türkeş sürgünde bulunduğu süre içinde değişik zamanlarda Avrupa'ya geçerek arkadaşları ile fikir alışverişinde bulunmuştur. Bu görüşmelerde genellikle 14'lerin Türkiye'ye dönüşü sonrasında nasıl bir politika takip edilmesi gerektiği üzerinde durulmuştur.

Kurucu Meclis ve 1961 Anayasası

MBK, 14'leri tasfiye etmekle bütün meseleleri halletmiş sayılmazdı. Silâhlı Kuvvetler içinde benzer görüşlere sahip başka subay grupları da vardı. Diğer taraftan ordu üzerinde tartışmasız etkisini devam ettiren CHP lideri İnönü ve diğer sivil güçler, MBK'nin hemen seçimlere giderek, kazanacak partiye iktidarın devrini istiyorlardı. CHP'nin seçimleri kazanma umudu yüksekti. Ancak sandık sonuçları CHP'nin istediği şekilde sonuçlanmayacaktır.

MBK üyelerini, iktidarı bırakmaya zorlayan en önemli sebep, ekonomik sıkıntılar olmuştur. Kendileri de halkın içinde idiler ama hangi önlemleri alabileceklerini bilmiyorlardı. Hiçbir programa sahip değillerdi. 14'lerin tasfiyesinden sonra karar mekanizması âdeta çökmüştü. İktisadî ve siyasî meseleleri çözemiyorlardı. Bu yüzden biraz da üzerlerindeki ağır sorumluluktan kurtulmak gayesiyle yeni bir anayasa hazırlayarak, seçimlere gidilmesini sağlayacak olan Kurucu Meclisi oluşturma kararını hayata geçirmeye başladılar.

7 Aralık 1960'da MBK'de kabul edilen kanuna göre tesis edilen 1961 Kurucu Meclisi iki bölümden oluşuyordu;

1) Millî Birlik Komitesi

2) Temsilciler Meclisi

Kurucu Meclisin temsil özelliği, o günkü şartlarda, mümkün olduğu ölçüde geniş tutulmaya çalışılmıştır. DP hariç tutulmak suretiyle 67 ilde siyasî partilerden ve çeşitli meslek kesimlerinden temsilciler kademeli olarak seçilmişlerdi. Kurucu Meclis 296 kişiden meydana geliyordu. Temsilciler Meclisi 272 kişi, MBK üyeleri de 24 kişiydiler. Meclisin bu genel yapısı içerisinde CHP temsilcileri 49 kişi, CKMP temsilcileri 25 kişi olarak tespit edilmişti. Ancak Temsilciler Meclisi üyeleri ezici çoğunlukla CHP taraftarı idiler.

Bunun sebebi illerin çoğundan gelen üyeler ile diğer kuruluşlardan gelen üyelerin ekseriyetle CHP taraftarı olmasından kaynaklanmaktaydı.

Kurucu Meclis, 9 Mart 1961'de çalışmalarına başlamış, 27 Mayıs 1961'de hazır hâle gelen anayasa, 9 Temmuz 1961'de halk oylamasına sunulmuştur. Halk oylamasına katılanların %60.4'ü kabul %39.4'ü ise ret oyu kullanmıştır. Olumsuz oy kullananların hayli yüksek oranda olmasındaki temel sebep, halk oylamasının plebisit niteliği taşıması, verilen oyların anayasayı beğenmek ve beğenmemekten çok, askerî yönetimden memnun olmak veya olmamak anlamına gelmesi şeklinde yorumlamak mümkündür.

Kabul edilen 1961 Anayasası ile ülkemizde bazı kurumlar ilk defa oluşturulmaktaydı. Bunlar arasında Millet Meclisi ve Senatodan meydana gelen çift meclisli bir sistem, Anayasa Mahkemesi, Devlet Plânlama Teşkilâtı, Millî Güvenlik Kurulu sayılabilir.